KUN MİATYANK
(KIPÇAKÇA OTÇE NAŞ) VE KIPÇAK SAYIŞMACALARI
(İŞTVAN
MONDAKİ KONGUR'UN İNCELEMELERİ TEMELİNDE)*
Raushangül MUKUSHEVA**
Macaristan'daki Kıpçak folkloru hakkında söze başlamadan önce,
Kıpçakların Macaristan'a nasıl geldiklerini anlatmak doğru olacaktır.
Macaristan'da Kıpçaklara Kunlar, Kumanlar
adları verilmektedir. İlmi literatürde "Kun" adlandırması, sıkça yer
almaktadır. Bizim Kun adıyla
bildiğimiz halk, dokuzuncu asırda Batı Sibirya bozkırlarında Kıpçak adıyla
bilinmekteydi. 11. asrın ortasında İdil'den geçerek, Oğuzları batıya doğru
sıkıştırdılar. Öncü birlikleri Rus Knezliğinin sınırlarına 1055 yılında
ulaştıktan sonra, onlarla 1061 yılında savaştılar. Yavaş yavaş ilerleyerek,
1068 yılında Çerginov bölgesinde, 1071 yılında Kiev Knezliğinin güneybatı
sınırında savaşıp 1078 yılında da Adriyanapol'a sürekli saldırdılar. 11. asrın
sonuna doğru, Tuna'nın aşağı bölgesini yağmaladılar. Bu zamandan başlayarak,
Don ve Dinyeper kıyısındaki önemli yerlerin en büyük bölgesine hakim oldular.
İdil'den Tuna'nın aşağı kısmına kadar boylar birliğini, Moğol istilası
karmakarışık etmiştir. 1223 yılında Halka ırmağı yanındaki kanlı savaşta
kırgına uğrayarak onların büyük bir bölümü Karpatlar ve Moldovya düzlüğüne
sıkışmıştır. Bir bölümü Hristiyanlığı kabul etmiştir. Moğolların 1239 yılında
tekrarlanan istilalarından dolayı Macaristan'a kaçmışlardır.[1]
Liderleri
Kötön, IV. Bela'ya elçilerini göndererek halkıyla beraber Macaristan'a göçmek
için izin ister. İzin aldıktan sonra 1239-1240 yıllarında, 40 bin kişiyle
birlikte göç eder. Kunlar, oradaki yerleşik halka ve yeni medeniyete uyum
sağlayamadılar. Sebebi, yerleşik halkların onları, Tatarların (Moğolların)
komşuları diyerek güvenilmez kabul etmeleridir. Moğolların ön siperlerinden
yakalanan esirlerin arasında, Kun dilinde konuşanlara da rastlanmıştır. Eski
şüpheleri güçlenen Macarlar, Kötön'ü öldürürler. Buna kızan Kunlar, ülkeyi
mahvederek Macaristan'dan güneye doğru ilerlerler. Tatar istilasından sonra IV.
Bela, onları geri çağırıp, Tisa'ya yakın Köröş, Maroş, Temeş ırmaklarının
yanına yerleştirmeye çalışır. Bu geniş bölgede serbestçe konup göçmeye, eski
geleneklere göre hayat sürmeye izin aldıktan sonra bir de Aksüyeklerle birlikte
eşit ayrıcalıklara da sahip oldular. Bu yapılanlara karşılık, Hristiyanlığı
kabul etmek zorundaydılar. Dini yaymak için dominikan keşişleri gönderilmiştir.
Bela, ülkenin kuvvetinin azalması sebebiyle, Kunların askeri gücüne muhtaç
olur; bu sebeple de Kumanlarla ilişkilerin iyi olmasını ister. Bu amaçla
oğlunu, bir Kun kızıyla evlendirir. Bu, ülkedeki Kun etkisinin güçlenmesine
büyük katkı yapmıştır. Bela, oğlu Istvan'ı 1246'da tahta oturtup onunla
hâkimiyetini bölüşür. Bu, Kunlarla ilgili güvensizlikten doğan gerginliği de
beraberinde getirir. Istvan, onları kendi yanına çekmek için el uzattığında
Bela, Papa'dan puta tapınan Kunları yola getirmek için yardım ister. Bela,
tahtta uzun süre oturmuş ve 1270 yılında ölmüştür. Oğlu da ondan iki yıl sonra
ölür. Istvan'ın sağ kalan oğlu ile dul karısı, isyancıların eline düşer ancak
kanlı bir mücadeleden sonra onlar serbest bırakılırlar. 1272 yılında Laslo'yu
tahta oturturlar. IV. Laslo'nun, "Kun Laslo" şeklinde adlandırılması boşuna
değildir. Bunun sebebi sadece, onun anne tarafından Kun olması değildir.
Kunların geleneklerini kabul etmiş ve resmî şekilde Andjuy İzabelle ile
evlenmesine rağmen, Kun geleneklerine göre de Kun soyundan üç kadın almıştır:
Ayduva (Edua), Kupçeçe, Mandola. Bu davranışlarıyla kiliseyi karşısına alır.
Sonunda Papa, Kumanları bir düzene sokmak amacıyla ülkeye vekillerini gönderir.
Hunların yerleşik hayata geçmesi ve Hristiyanlığı kabul etmelerinin gerekli
olduğu, bununla birlikte geleneksel kıyafetlerini giyerek Aksüyeklerle benzer hukuka
sahip olarak Kun yöneticilerinin Macar hükümdarının veliahtı olması gerektiği
kararına varır. Kunlar, Teten'deki halk toplantısında buna razı oldular fakat
bunu hayata geçiremediler. Hepsi eskisi gibi kaldı, önceleri Laslo onları
kolladı. Sonra buna razı gelmeyen vekilleri Kunlar yakaladılar. O zaman Laslo
da yakalandı, böylece yeni anlaşmalar başladı. Laslo, Kunların önemli
isteklerini yerine getirmeye çalıştığı zaman, Kunların bir bölümü ayaklanıp
Balahiya'daki Kunları yardıma çağırdılar. Tisa'nın yukarı bölümünü tamamen
kırdılar. 1280 yılındaki bu vuruşmada, Kunlar padişahın askerlerine yenildiler
ve birçoğu Balahiya'ya döndü. Geri kalanlar ise Macaristan'da yerleşik hayata
geçtiler ve Hristiyanlığı kabul ettiler.[2] Bu
döneme ait yazmalarda Nyöger (Nöker) sözüyle karşılaşılmaktadır. Bu, padişahın
yanında askerlik yapan özgür Kun askerlerinin adlandırılmasıydı. Bu sözü, Gyula
Nemeth Macar diline, Kıpçak dilinden girmiştir; Moğolcadan Kıpçak diline ise
Farsça üzerinden geçmiştir şeklinde açıklamaktadır.[3] Laslo
bundan sonra da bazen dost, bazen düşman olduklarına bakmaksızın Kunlara karşı
iyi niyetli olmuştur. Laslo'yu öldürdükten sonra ülkede Kunların etkisi
birdenbire azalır. Kunların tamamen yerleşik hayata geçişleri, yüz yılı
bulmuştur. Dilleri ise Istvan Mandoki Kongur'un söylediğine göre 17. asrın
ortasına kadar korunmuştur. Bugüne kadar Macaristan'da Tuna ile Tisa arasında
Kişkunşak (Küçük Kıpçak Yeri), doğuda Nagykunşak (Büyük Kıpçak Yeri)
adlandırmaları vardır. Karsak şehri de Büyük Kıpçak bölgesinin merkezidir.
Macarca'da Kun dilinden kalan sözler
temelde, savaşla ilgili askerlikle, silahla, göçebelikle ve hayvancılıkla
ilgili sözlerdir.
Kun medeniyetinin bugüne ulaşan
abideleri nasıldır ve onlar hakkında neler biliyoruz? Kun dili ve medeniyeti,birçok
Macar âliminin, Türkoloğunun araştırmalarına temel olmuştur. Eski Kun dili
abidelerini inceleyen, Gyula Mesaroş'tur. Mezsaros sadece yazılı abideleri, ilk
olarak da Kıpçakça duayı, 18. asır sonunda ve 19. asrın ortasında kayda
geçirilmiş, açıklaması zor metinleri incelemiştir. Bunun dışında, Macarca'daki
Türkçe alıntı sözleri inceleyen Gyula Nemeth, Geza Barczi, Lajos Ligeti gibi
âlimler, Kun dili hatıralarıyla ilgilenmiştir. Karsak'da dünyaya gelen Kıpçak
medeniyeti ve dilinin büyük bilgini Istvan Mandoki Kongur'un eserleri, Macar
Türkoloji araştırmalarına büyük yenilikler getirmiştir. Alimin ilmi çalışmaları
hakkında Türkolog İştvan Vasary de şöyle demektedir: "Kendisi Kıpçak olan Mandoki'nin Türk alemine olan ilgisi erken yaşlarda
uyanmıştır. Mandoki nasıl işler yaptı, sonunda gerçek anlamda hangi eserleri
bıraktı? İlmi çalışmalarını harekete geçiren güç, onun iç dünyası, Kıpçaklar ve
Macar-Kıpçaklarla ilgili meselelerdir. Asya Türkleri ve özellikle Kıpçak
Türklerinin onun ilgisini çekmesinin sebebi Macar halkının bir bölümü haline
gelen Kıpçakların büyük atalarının Macar ovasına o taraflardan gelmiş
olmasıdır. Bununla ilgili eserlerini üçe ayırıp ele almak mümkündür: 1-Kıpçak
Türk filoloji ve etnografyası 2. Macaristan Kıpçakları 3. Macarların eski tarihi.
Istvan Mandoki, bugüne kadar ulaşan metinler temelinde asıl metin olması
muhtemel metni Kıpçak Türk dilinin özelliklerini eski haline getirerek yeniden
kurgulamıştır."[4]
Istvan Mandoki Kongur, "Kun Dilinin
Macaristandaki Abideleri" adlı eserinde, onları metin abideleri ve kopuk
abideler şeklinde ikiye ayırmaktadır.
1.
Kunlardan Kalan
Metinler:
a. Kun
Mihatyank (Kıpçakça Otçe Naş)
b. Halaş
Türküsü
c. Yemek
Duası
ç.
Selamlaşma, Şükran ve Teşekkür Duaları
d. Çocuk
Sayışmacaları, Şiirleri, Oyun Sözleri
2.
Kunlardan Kalan Kopuk Hatıralar
Kun
Kökenli Yer ve Kişi Adları:
a. Kişkunşak ve Nagykunşak'taki yani bir zamanlar bu
bölgelere bağlı olan yerlerdeki kişi adları ve yer adları gerçekten de
Kunlardaki gibidir.
b. Kişkunşak ve Nagykunşak'tan başka yerlerde bulunan
fakat Kun kökenli olarak tespit edilen kişilerin soyadları, Kunların ad verdiği
yerler, ırmaklar, kabartmaların Kunca adlandırmaları.
3. Macar Dilindeki Kunca Alıntı
Kelimeler:
a. Macar konuşma dilindeki Kunca alıntı kelimeler
b. Kişkunşak'ta, Nagykunşak'ta ve onlarla doğrudan komşu yerlerdeki Kun
ağızları[5]
Kıpçakça Dua (Kun Miatyank), 16. asırda meydana gelmiş ve günümüze kadar
ulaşan Kıpçak dilindeki tam metindir. Macar dilindeki "Miatyank" (Otçe Naş
Duası) Kıpçak diline çevrilmiştir ve böylece "Kun Miatyank" şeklinde
adlandırılmıştır. Kunlar, Reformat Hristiyanlığı kabul ettikten sonra metnin
tam bir çevirisi yapılmıştır. Katolik metinde "Amin" önündeki "Sen barsın, bu
küşti, bu şın iygi Tengri" şeklindeki ifadelerin olmadığını Juja Kakuk
söylemektedir.[6]
Istvan Kongur Mandoki eserinde, Kıpçakça
duanın en eski, en dolu örneği olan ve 1745 yılında Nagykunşaklı Varro Istvan
ve Kişkunşaklı Nanaşi Yanoş'tan, Kollar'ın kaydettiği nüshayı, incelemelerinde
temel almıştır.
1. Bezén
attamaz ken ze kikte
2.
szénlészen szen ádon
3. dösön
szen küklön
4. nitziegén gerde ali
kékte
5. bezén akomozne
oknémezne ber gézge pitbütör küngön
6. il bézen ménemezne
neszem bezdede jermez bezge utro gergenge
7. iltme bezne ol
gyamanga
8. kútkor bezne al
gyamanna
9. szen borszony bo
kacsalli bo tson igyi tengere
10. ammen.[7]
Bu metin bu şekilde tahmin ediliyorsa da
çok anlaşılır değildir. Bu tahrip edilmiş Kıpçakça duayı Mandoki, eski Kun
diline aşağıdaki şekilde yeniden kurgulamıştır:
biziŋ atamїz kimsiŋ kökte
szentlensin sen[iŋ] atïŋ
düšsün sen[iŋ] köŋlüŋ
neçik kim jerde alay kökte
biziŋ ekmekimizni ber bizge büt-bütün künde
ilt biziŋ minimizni
neçik kim biz de iyermiz bizge ötrü kelgenge
iltme bizni ol jamanga
qutqar bizni ol jamannan
sen barsïŋ
bu küçli bu çїn iygi teŋri amen.[8]
Mandoki'nin yeniden kurguladığı metnin, Kazakça
çevirisine ihtiyaç az olsa da onu aşağıdaki şekilde gösterebiliriz:
Bizdiň atamız kimsiň kökte
Sentlensin
seniň atıň
Tüssin
seniň köňliň
Neşik
jerde solay kökte
Bizdiň nanımızdı ber bizge büt-bütin künde
Yelt (al)
bizdiň minimizdi
Neşik biz
de iyirmiz bizge karsı kelgenge
Yeltbe
bizdi ol jamanġa,
Ķutķar bizdi ol jamannan
Sen barsıň bu küşti bu şın téňiri émin.
İkinci kısımdaki "Sent" Macar kelimesi, evliya anlamına gelmektedir. Ona Kıpçakça
"-len" fiil yapım eki, "-sın" emir eki ilave edilmiştir. Sentlensin, kutsallaşsın anlamına
gelmektedir. Cümlelerdeki özne ve yüklemlerin yeri de Macar dilinin kurallarına
uygun olarak değişmiştir. "Senin atın
sentlensin", yerine "Sentlensin
seniň atıň" kullanılmıştır. "Elt bizdiň minimizdi"
mısrasında "elt" sözü, "al-" anlamına gelmektedir. "Sen barsıň bu küşti bu şın iygi Teňri" kısmı, Kıpçakça
değildir. Macar dili kurallarına uyum sağlamıştır. "Menmin", Macar dilinde "Men
barmın", "sensiň" ise "sen barsın" olmaktadır. Bu yüzden "sensiň" Macarlaşarak "Sen barsıň" olmuştur. Kıpçakça
duada, Kunların diline Macar dilinin etkisi açıkça görülmektedir. Kodeks
Kumanikus varyantında ise Kıpçak dilinin kuralları korunmuştur.
Atamїz
kim köktä sen
alγїšlї
bolsun seniŋ atїŋ
kelsin
seniŋ χanlїχїŋ
bolsun
seniŋ tilemegiŋ
neçik kim
köktä alley yerdä
kündegi
ötmäkimizni bizgä bügün bergil
daγї
yazuqlarїmїznї bizgä bošatqïl
neçik biz
bošatïr-biz bizgä yaman etχenlergä
daγї yekniŋ
sïnamaqïna bizni küvürmägil
basa
barça yamandan bizni qutχarγїl[9]
(Kodeks Komanikus)
Mandoki'nin eserinin sonuçları
içerisinde en önemli ve en başarılısı, Kıpçak sayışmacalarının yeniden
kurgulanmasıdır. Bunun ardından Kıpçak sayışmacaları çözümlenmiştir. Bu eserin
yeniliği de çoktur. Cesur filolojik fikirlerle dolu güzel bir kısımdır.
Anlaşılmadığı için tahrip edilmiş, karıştırılmış sayışmacaları dil kurallarına
bağlı olarak yeniden canlandırıp, diğer Türk boylarının ona benzer
sayışmacalarıyla karşılaştırmıştır. Metinler bozuk olduğu için "Halaş Türküsü"
ve "yemek duası"nı belli bir düzene sokma çalışması çok başarılı olmamıştır.[10]
Kongur, Macaristan'daki Kuntsentmarton, Kunmadaraş ile Karsak Kişuysallaş ahalisinden Kıpçak
sayışmacalarının yedi varyantını derlemiştir. Bu sayışmacaların düzenlenmemiş
halleri anlamsızdır. Sözler teker teker ele alındığında, Macar dilinde bir
anlam ifade etmesine rağmen, bunlar bir araya getirildiğinde anlaşılır bir
metin kurulamamaktadır. Sayışmacayı diğer Türk şivelerindeki, ilk olarak da
Dobruca Tatarları ve Kazakça benzerleri temelinde, Kıpçak dilinde yeniden
kurmuştur. 1968 yılı yazında, Dobruca'da Azaplar adlı Tatar (Romence Tatara)
köyü kenarında su kıyısında oynayan küçük bir kızın ağzından derlenen
sayışmacayı örnek vermektedir.
bir dedim
birlew
eki dedim ekilew
úš dedim úšlew
dŏrt dedim
dŏrtlew
beš dedim bešlew
altї dedim alma
jedi dedim yalma
sekiz dedim selma
[selma-Selma ]
oquz dedim dolma
on dedim oymaq
qazantúpte
qaymaq
úy
aldïnda boz tana
qoltawada
qayqana
alpaq
malpaq
tabanlarї
ĵalpak
qomšy
kŏyge jеteiyim
seni makta ketiyim[11]
Bunun Kazakçası şu şekildedir.
Bir dedim birev
Yeki
dedim yekev
Üş dedim
üşev
Tört
dedim törtev
Bes dedim
besev
Altı
dedim alma
Jeti
dedim jalma
Segiz
dedim Selma
Toġız dedim tolma
On dedim
oymaķ
Ķazan tüpte ķaymaķ
Üy
adlında boz tana
Ķoltabada ķayķana
[ķayķana-Nogay
dilinde ķuymak]
Alpaķ-malpaķ
Tabandarı
jalpaķ
Körşi
avılġa jeteyin
Seni matķap keteyin.
Mandoki'nin verdiği metinle benzer bir
sayışmacayı, Ignas Kunoş 1915 yılında Tatar esirlerden derlemiştir. Bu
Kırım-Tatar sayışmacasının metni, Dobruca Tatar metni ile hemen hemen aynıdır.
Sadece birlew kelimesi yerine birlau; ekilew kelimesi yerine ekilau kullanılmaktadır. Yani -lew eki, Kırım Tatarlarının dilinde -lau'dur. Bundan sonra Kırım-Tatar
sayışmacasının metni de şu şekilde eklenmektedir.
buzdan
taymaq
šїr
χara qaymaq
çil çil
baraq
qapï
artïnda qaynana
qaynananïŋ
nesi bar
sïγirçїγïn
sesi bar
Halbuki, Mandoki'ye ilk olarak Kazak
sayışmacası yardım etmiştir. 1976 yılında Kazakistan'a araştırma seyahati için
gittiğinde, Kazak sayışmacasını bulmuştur. Sonuçta Mandoki, Kıpçakça
sayışmacayı şu şekilde yeniden kurmuştur.
Kun
Sayışmacası Mandoki'nin
Kurgulaması Kazak
Sayışmacası
bérem
bélő Birim
bilew Bir
degenim-bilev,
ékem
égő Ekim
egew Yeki
degenim-yegev,
öcsem
üszök üçim üzik
Üşi
degenim - üski,
kertem
törtim töšek Tört degenim - tösek,
becsém
becsek bešim bešik Bes degenim - besik,
állam
hasad altїm
ašïk Altı
degenim - asıķ,
csettem
csetteg jetim ? Jeti degenim - jelke,
szegzem
szenneg segizim senek
Segiz degenim -
serke,
togzom
torcog toguzum torsuq[12] Toġız degenim - torķa,
hónom
hagyta[13] On
degenim - oymaķ,
On bir
kara jumbaķ[14]
Kazak sayışmacasının dışında,
Mandoki'nin yeniden kurgulamasına Karaçay sayışmacası önemli katkıda
bulunmuştur. I. Dünyas Savaşı'ında esir düşüp, Kafkaslarda kırk yıl yaşayıp,
atmışlı yılların ikinci yarısında Macaristan'a geri dönen Nagykunşak'lı Hödie
İştvan, Karaçay ve Kumuk Türkçelerini ana dili seviyesinde öğrenmiştir. Âlim,
bu şahıstan Karaçay sayışmacasını derlemiştir.
birden bileü
ekiden
egeü
üçden
üçgül
törten
töŋgek
bešten
besik
altïdan
ašïq
jetiden
qašiq
segizden senek
toguzdan
toqmaq
ondan
oymaq
buzdan
taymaq
abbel
bilim
çïqsïn tiliŋ[15]
Hâlbuki üşim üski ya da üşkil
değil, üş degenim üzik şeklinde
düzenledi. Sebebi, Kun sayışmacalarının fonetiği "üsök" sözüne uygun gelmektedir. Onu üskige ya da üşkilge
şeklinde değiştirmeyi, Mandoki fazla buluyordu. Diğer taraftan üzik, daha sonraki kısımdaki tösek, besik kelimeleriyle de uyumludur. Bunun yanında, göçebe Kıpçakların
keçe çadırının "üzik"inin sayışmacaya
girmesi oldukça inandırıcıdır. Mandoki, Kun sayışmacasındaki "jeti"ye eşlik edecek sözü de
şekillendirememiştir. "Segizim senek"
denilmesinin sebebi ise Kun sayışmacasının iki varyantında "sennek, senne" olan -ne sesli sözlerdir. Karaçay sayışmacasındaki "segizden senek" şeklindeki kısım, onun fikirlerini
sağlamlaştırmaktadır. Nogay-Karaçay dilinde "sennek" kelimesi "dirgin"
anlamına gelmektedir.
Dokuzuncu kısım "dogzam tortsog" adı geçen Kazak sayışmacasında "torka" ve Karaçay sayışmacasındaki "tokmak" birbirine uyum sağlamamaktadır.
Mandoki, "torsuk" sözünü şekillendirmiştir.
hónom
hagyta
gyűrűm
kapta
alcsík
balcsík
zencsík
qulunum
qaçtī
juwur
tapcī
sen çīq[16]
Mandoki'nin verdiği Kazak sayışmacasının
bir varyantında, metnin son mısrası Macar dilinde "te menj ki" şeklinde yani, "sen
çık" diyerek bitmektedir. Bunu bu şekilde söyleyişimizin bir başka sebebi
de Kazakça sayışmacasının bir başka varyantının da bu şekilde sona ermesidir.
Birim -
birim
Yekim-
yekim
Üşim -
üşim
Törtim -
törtim
Besim -
besim
Altım -
altım
Avır
baltam
ķandı ķalķam,
ķırķıldavıķ,
ķırman tavıķ
Olpıķ-solpıķ,
Sen kir, sen şıķ
Kun sayışmacasının ilk kısmından sonuna
kadar ilk sözün iyelik çekimi (Macar dilinde de iyelik birinci tekil şahıs eki
-m'dir.), Kazak sayışmacasında da yer almaktadır.
Birim
bir,
Yekim
yeki
Üşim üş,
Törtim
tört,
Besim
bes,
Altım
altı,
Jetim
jeti,
Segizim
segiz,
Toġızım toġız,
Onım on,
On birim,
Onı
tapşı,
Ay künim.[17]
Âlim, bu sayışmacayı, 1977 yılında Kazak
bilimler akademisinin edebiyat ve sanat enstitüsünün el yazmaları arşivinden
almıştır. Istvan Mandoki Kongur'un bu yeniden kurmalarının Kıpçak dili
araştırmalarına büyük katkı yaptığı şüphesizdir. Âlim, düşüncelerinin tamamını
yazıp bitirememiştir. Yine de sadece bu yenilikler bile Macar medeniyetinin
bölünmez bir parçası olan Kun dili hatırlarının önemini ortaya koymuş, onların
Macar tarihi ve ruhî mirasındaki yerini tespit etmiş ve yapılacak yeni
araştırmaların yolunu açmıştır.
Aktaranlar: Bülent BAYRAM*-Alfiya ZHAMAKİNA**
Kaynaklar
& AHMETOV Ş., Kazak
Balalar Edebiyeti, Almatı 1974.
& GYÖRFY György, "A magyarság keleti elemei", Gondolat, Budapest 1990.
&
İSTVAN Vasary, "A turkológus Mándoky
Kongur István", Kőember állott a
pusztán (Tanulmánykötet Mandoki Kongur István emlékére, Budapest 2008.
& KAKUK Zsuzsa, "Mandoki Kongur István: A kun nyelv
Magyarorszagi emlekei-Retsentsiya", Keletkutatás,
Budapeşt 1994.
& KUUN Géza, Codex
Cumanicus. Prolegomena, Budapest 1880.
& MÁNDOKİ Kongur István, A kun nyelv magyarországi emlékei, Karcag 1993.
& NEMETH Gyula, "Kun László kiraly nyőgerei", Mny, No. 49.
& SÁNDOR Klara, A
magyar nyelv török jövevénszavai, Szeged 1993.
* Makalenin orijinali Kazak Türkçesi'dir. Başlığı "Kun Miatyánk" (‘Кун
Миатяңк' қыпшақша
‘Отче наш')
және қыпшақ
санамағы (Иштван
Мандоки
Қоңыр
зерттеулері
негізінде) şeklindedir.
** Dr., Szeged Üniversitesi, Altayistik Bölümü Kazak
Türkçesi Okutmanı, Szeged-Macaristan.
[1] Györfy György, "A magyarság keleti elemei", Gondolot, Budapeşt 1990, s. 201.
[2] Klara Sandor, A
magyar nyelv török yövevénszavai, Szeged 1993, s. 80-81.
[3] Gyula Nemeth, "Kun László kiraly nyőgerei", MHU, N. 49, s. 318.
[4] Vásáry István, "A turkológus Mándoky
Kongur István", Kőember állott a
pusztán ( Tanulmánykötet Mandoki Kongur István emlékére), Budapest 2008, s.
11.
[5] İstvan Mandoki Kongur, A kun nyelv magyarországi emlékei, Karsag 1993, s. 31-33.
[6] Zsuzsa Kakuk, "Mandoki Kongur István: A kun nyelv
Magyarorszagi emlekei Retsentsiya", Keletkutatás,
Budapeşt 1994, s. 82.
[7] İstvan Mandoki Kongur, age, s. 45.
[8] İstvan Mandoki Kongur, age, s. 68.
[9] Géza Kuun, Codex
Cumanicus. Prolegomena, Budapest 1880, s. XLIII-L.
[10] Vasary İstvan, agm,
s. 11.
[11] İstvan Mandoki Kongur, age, s.79.
[12] İstvan Mandoki Kongur, age, s. 90.
[13] İstvan Mandoki Kongur, age, s. 74.
[14] Ş. Ahmetov, Kazak
Balalar Edebiyeti, Almatı 1974, s. 25.
[15] İstvan Mandoki Kongur, age, s. 86.
[16] İstvan Mandoki Kongur, age, s. 90.
[17] İstvan Mandoki Kongur, age, s. 84.
* Arş. Gör.,
Ege Üniversitesi, Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü.
** Ege Üniversitesi, Türk Dünyası Araştırmaları
Enstitüsü, Türk Halk Bilimi Anabilim Dalı Yüksek Lisans Öğrencisi.